Yalova devremülk avukatı olarak usulsüz sözleşmelerin iptali, cayma hakkı süreci ve senet iadesi davalarında tüketicilere profesyonel hukuki destek sağlıyoruz.
Gayrimenkul ve tüketici hukuku kapsamına giren devre tatil sektöründe hak kaybı yaşanmasını engellemek için uzman desteği almak hayati önem taşır. Özellikle son yıllarda usulsüz sözleşmeler ve agresif pazarlama yöntemleri nedeniyle binlerce vatandaş ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Bu tür durumlarda süreci profesyonel bir Yalova devremülk avukatı ile yönetmek, ödenen paraların geri alınması ve borçlandırıcı senetlerin iptali açısından en güvenli yoldur. Avukatla birlikte atılacak adımlar, karmaşık süreçleri tüketici lehine sonuçlandırır. Bu yazımızda, imzalanan usulsüz devremülk sözleşmelerinden kurtulmanın yollarını anlatacağız.
Devre tatil ve devremülk projelerinin yoğun olduğu bölgelerde, maalesef kötü niyetli şirketler ya da agresif satış politikaları izleyen firmalar vatandaşları çokça mağdur etmektedir. Bu uyuşmazlıklarda mağdurların Yalova devremülk avukatıyla çalışması, mağdurların haklarını koruma altına almalarını sağlar. Tüketiciler, kendilerine sunulan vaatlerin gerçek dışı olduğunu ancak tesise gittiklerinde ya da parayı ödedikten sonra fark etmektedir. Yaşanan mağduriyetlerin temelinde; aynı odanın binlerce kişiye satılması, tapuların zamanında teslim edilmemesi, kiralama ve satış vaatlerinin gerçek dışı olması, vaat edilen tesislerin inşaatlarının bitirilmemesi, sözleşmede yer almayan fahiş aidat talepleri ve tüketicinin aleyhine hazırlanan haksız sözleşme şartları yer almaktadır.
Devremülk ve devre tatil projelerinden pay satın alan vatandaşların en sık karşılaştığı uyuşmazlık, kendilerine “lüks otel konsepti” vaat edilmesine rağmen, fiilen eksik, bakımsız veya vaat edilen standartların çok altında yapılarla karşılaşılmasıdır.

Bölgede çalışan devremülk tapu iptali avukatı olarak gözlemlediğimiz bir diğer sorun ise, yılda sadece birkaç gün kullanılabilecek yerler için mülkiyet hakkı verileceği söylenmesine rağmen tüketicilere tapu yerine sadece adi yazılı kağıtlar verilmesidir. Dönemsel hak satın alan vatandaşlar, yasal sürede cayma hakkını kullanmak istediklerinde ise karşılarında muhatap bulamamaktan ya da cayma haklarının kullanılmasına rağmen cayma bedeli istenmesinden hatta cayma bedeli ödenmesine rağmen sözleşmenin karşılıklı olarak iptal edilmemesinden şikayetçidir.
Devre tatil sözleşmesi adı altında uzun süreli konaklama hakları satılan projelerde en büyük sorun, tüketicilerin rezervasyon yaptırmak istediklerinde “yer yok” bahanesiyle sürekli geri çevrilmesidir. Dönem haklarını fiilen kullanamayan tüketicilerden her yıl düzenli olarak yüksek işletme giderleri ve bakım ücretleri talep edilmektedir. Hem hizmetten yararlanamayan hem de her yıl fahiş faturalarla karşı karşıya kalan tatilciler, bu durumun çözümü için profesyonel bir hukuki destek arayışına girmektedir. Ayrıca tüketicilere bir tane sözleşmeyle kalmayıp “PAKET ve DÖNEM YÜKSELTME” adı altında onlarca daha sözleşme daha imzalatılmaktadır. “üst pakete geçildiğinde satış ve kiralama imkanının olacağı, yaz dönemine geçilirse daha hızlı satılacağı ya da RCI (yurtdışı veya yurtiçindeki tüm otellerden faydalanma hakkı) sisteminin imkanlarından faydalanma gibi hakların olacağından bahsetmektedirler fakat hepsi tamamen aldatmacadan ibarettir.
Kendilerini devremülk şirketi veya aracı kurum olarak tanıtan yapılar, “Ücretsiz tatil kazandınız” veya “Anketimize katıldığınız için ödül kazandınız” gibi vaatlerle vatandaşları tanıtım toplantılarına çekmektedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bu tür agresif pazarlama taktiklerine karşı tüketicileri koruma altına almıştır. Kanuna aykırı şekilde kurulan ön ödemeli devremülk sözleşmeleri, yapı ruhsatı alınmadan yapılan satışlar ve tüketicinin tecrübesizliğinden faydalanılarak imzalatılan senetler hukuken geçersiz kılınabilir. Bu aşamada devremülk iptali avukatı ile çalışmak, yasal hakların tam ve zamanında aranmasını sağlar.
Birçok mağdur; ücretsiz yemekli organizasyonlar, otel tanıtımları veya telefon aramaları neticesinde yüksek sesli müziklerin çalındığı, psikolojik ikna baskısının uygulandığı salonlarda imza atmaktadır. Hukuken, devre tatil veya devremülk sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için belirli resmi şekil şartlarına uyulması zorunludur. Tüketicinin özgür iradesini yansıtmayan, gürültülü ve baskıcı ortamlarda, içeriği tam olarak incelenmeden imzalatılan sözleşmeler yasal olarak sakattır. Kanunun aradığı resmi şekil şartlarına uyulmadan, alelade bir kâğıt üzerine atılan imzalar tüketicinin haklarını tek taraflı olarak elinden alamaz.
İmzalanan bir devremülk veya devre tatil sözleşmesinin iptali, yasal mevzuata ve sözleşmenin niteliğine göre farklı usullere tabidir. Süreç genellikle cayma hakkının kullanılması veya sözleşmenin feshini gerektiren hukuki nedenlerin tespitiyle başlar. Şirketlerin kurduğu psikolojik baskı ve “artık imza attınız, geri dönüşü yok” şeklindeki yanıltıcı beyanlarına rağmen, doğru bir hukuki yol gösterici eşliğinde tüketici bu ağır yükten kurtarabilir.
6502 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklere göre, tüketicinin hiçbir gerekçe göstermeksizin ve hiçbir cezai şart ödemeksizin devremülk sözleşmesinden cayma süresi 14 gündür. Ancak bu kuralın çok önemli bir istisnası vardır: Eğer satıcı firma, sözleşme imzalanmadan önce tüketiciye yasal olarak vermesi gereken “Ön Bilgilendirme Formu” ve “Cayma Formu” gibi evrakları eksiksiz teslim etmemişse, cayma süresi 1 yıl 14 güne kadar uzar. Ayrıca tesis fiilen teslim edilmemişse, 14 günlük süre henüz işlemeye başlamamış sayılır. Bunun yanında en önemli husus devremülk sözleşmelerinin “muayene koşullu sözleşme” olması özelliğidir.
Bu tür sözleşmelerde tüketici kendisine sözleşmeyle ve tapuyla tahsis edilen bölümde kendine tahsis edilen haftada ve kendisine tahsis edilen bölümde konaklama yapmadıkça cayma süresi askıda kalacaktır. Dolayısıyla 1 yıl 14 gün geçse bile cayma süresi henüz başlamamış sayılacağından tüketici isterse 10 yıl sonra da bu sözleşmeden cayma hakkını kullanabilecektir. Fakat kendi döneminde ve kendi bölümünde kullanım yaptıysa ve satıcı da bunu ispatlarsa cayma süresi başladığı için 14 gün geçtikten sonra cayma süresi dolmuş olacaktır. Böyle durumlarda başkaca fesih sebeplerini dilekçede belirtmek gerekecektir. Bu tür durumlarda bizden hukuki danışmanlık alarak hukuki durumunuzu tespit ettirip sözleşmenizi iptal ettirebilirsiniz.
Tüketici yasal süresi içinde cayma hakkını kullanıp bunu satıcıya bildirdikten sonra, satıcı şirketin yükümlülükleri başlar. Kanuna göre satıcı, cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç 14 gün içinde tüketiciden aldığı tüm bedelleri (peşinat, taksit ödemeleri vs.) ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü kıymetli evrakı (senet, bono) iade etmek zorundadır. Şirketlerin bu süreyi oyalama taktikleriyle geçiştirmesi hukuka tamamen aykırıdır.

Cayma hakkının yasal olarak geçerli kabul edilmesi ve ileride ispat sorunu yaşanmaması için bildirimin yazılı olarak ve mutlaka noter kanalıyla yapılması şarttır. Şirkete atılan e-postalar, WhatsApp mesajları veya telefon görüşmeleri hukuki bir geçerliliğe sahip değildir. Süreci hukuki zeminde sağlama almak için profesyonel bir hukuk bürosu aracılığıyla ihtarname çekilmesi, hak düşürücü sürelerin kaçırılmasını engeller.
14 günlük veya 1 yıllık yasal cayma sürelerini kaçırmış olan tüketiciler için devremülkten çıkış yolları tamamen kapanmış değildir. Eğer yasal süreler geçmişse; tesisin zamanında tamamlanıp teslim edilmemesi, tapunun devredilmemesi veya yanıltıcı reklamlarla hileli satış yapılması gibi haklı nedenlere dayanarak sözleşmenin feshi davası açılabilir. Bu aşamada devremülk iptali avukatı desteğiyle mahkeme kanalıyla sözleşme iptal edilerek ödenen paraların geri alınması hedeflenir.
Evet, imzalanan bir devremülk sözleşmesi, üzerinden aylar hatta yıllar geçmiş olsa bile belirli hukuki sakatlıkların varlığı halinde sonradan iptal edilebilir. Tüketici Mahkemeleri ve Yargıtay emsal kararlarında, tapuda resmi senetle yapılmayan veya noterde düzenleme şeklinde kurgulanmayan devremülk satış sözleşmeleri “geçersiz” kabul edilmektedir. Geçersiz bir sözleşmeye dayanarak tüketiciden tahsilat yapılması haksız zenginleşme oluşturur ve alanında uzman bir devremülk avukatı bu geçersizliği mahkeme huzurunda ileri sürerek iptal kararı alabilir.
Devremülk ve devre tatil kavramları uygulamada sıklıkla karıştırılsa da hukuki açıdan farklı yapılardır. Her iki sistem de tüketiciye yılın belirli dönemlerinde kullanım hakkı sağlasa da; mülkiyet yapısı, kullanım süresi ve hak niteliği bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle 24/03/2027 sonrası yürürlüğe girecek düzenlemelerle birlikte bu ayrım daha belirgin hale gelecektir.
Kriter | Devre Mülk | Devre Tatil |
Hukuki Niteliği | Ayni hak niteliğindedir | Şahsi kullanım hakkıdır |
Tapu Kaydı | Tapuya tescil edilir | Kural olarak tapu devri içermez |
Mülkiyet İlişkisi | Müşterek mülkiyet payına bağlıdır | Müşterek mülkiyet esasına dayanması genel olarak yasaktır |
Kullanım Süresi | En az 7 günlük dönemler için kurulur | En az 1 günlük kullanım hakkı tanınabilir |
Süre Sınırı | Süresiz kurulabilir | Belirli süreli kurulabilir |
Devir ve Miras | Devredilebilir ve mirasçılara geçebilir | Sözleşme hükümlerine bağlıdır |
Kullanım Hakkı | Taşınmaz üzerinde daha güçlü hak sağlar | Sadece dönemsel konaklama hakkı verir |
24/03/2027 Sonrası Durum | Ayni hak olarak devam eder | Ayni hakka dayalı kurulması yasak hale gelecektir |
Uygulamadaki Durum | Gerçek mülkiyet hakkı sağlar | Çoğu projede hizmet sözleşmesi niteliğindedir |
Tüketiciler açısından en önemli husus, imzalanan sözleşmenin gerçekten tapulu bir devre mülk mü yoksa yalnızca kullanım hakkı veren bir devre tatil sözleşmesi mi olduğunun dikkatle incelenmesidir.
Devremülk sözleşmelerinin geçerli olması için mutlaka tapu dairesinde veya noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur.
Uygulamada en büyük hak ihlallerinden biri, tüketicilere “devremülk sattık” denilerek tapu verilmemesi, bunun yerine “üyelik belgesi” gibi adi yazılı sözleşmeler teslim edilmesidir.

Devremülk iptali davalarında avukatlar genellikle devremülk sözleşmesinin iptalini, devremülk tapusunun iptalini, bu sözleşme kapsamında ödenen bedellerin iadesini, sözleşme kapsamında vatandaştan alınan senetlerin iptalini, ödenmeyen sözleşme bedellerinden kaynaklı ya da ödenmeyen aidatlardan kaynaklı satıcı şirket icra takibi başlattıysa ve kesinleştiyse o icraların da iptali konusunda davalar açıp sözleşmeleri, tapuları, senetleri, icra takiplerini iptal edip ödenen paraların iadesiyle alakalı mahkemeden karar almaktadır.
Devremülk iptal davalarının sonuçlanma süresi; mahkemenin iş yoğunluğuna, dosyanın kapsamına ve bilirkişi incelemesinin süresine göre değişiklik göstermektedir. Özellikle Yalova bölgesindeki devremülk projelerine ilişkin uyuşmazlıkların önemli kısmı Yalova Tüketici Mahkemelerinde görülmektedir.
Uygulamada ilk derece mahkemesindeki yargılama çoğunlukla ortalama 8-10 ay civarında sonuçlanmaktadır. Ancak verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmekte ve bu süreç yaklaşık 1.5 – 2 yıl daha devam edebilmektedir.
Davada eksik belge sunulması, şirket bilgilerinin yanlış belirlenmesi veya usul işlemlerinin hatalı yürütülmesi süreci uzatabilmektedir.
Mahkeme tarafından sözleşmenin iptaline ve bedel iadesine karar verilmesi, sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Kararın fiilen uygulanabilmesi için İcra Müdürlüğü aracılığıyla ilamlı icra takibi başlatılması gerekir.
Bu aşamada:
gibi icra işlemleri gündeme gelir.
Mahkeme kararına rağmen ödeme yapılmaması halinde icra süreci tüketicinin alacağını tahsil etmesi açısından kritik önem taşır.
Uygulamada bazı devremülk şirketleri;
gibi yöntemlerle icra sürecini zorlaştırabilmektedir.
Bu nedenle yalnızca davanın kazanılması yeterli olmayıp, dava açılmadan önce şirket yapısının ayrıntılı şekilde araştırılması gerekir. Şirketin aktif malvarlığına sahip olup olmadığı, ticaret sicil kayıtları ve ortaklık ilişkileri dikkatle incelenmelidir.
Aksi halde dava olumlu sonuçlansa bile tahsil kabiliyeti olmayan şirketler nedeniyle tüketicinin fiilen para iadesi alması güçleşebilir.
Dava sürecinde en kritik konulardan biri, husumetin doğru şirkete yöneltilmesidir. Özellikle aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren devremülk şirketlerinde;
farklı tüzel kişiler olabilmektedir.
Bu nedenle dava dilekçesinde yanlış şirketin taraf gösterilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Profesyonel hukuki inceleme yapılmadan açılan davalarda tahsilat sorunları sık görülmektedir.
Devremülk uyuşmazlıkları;
gibi farklı hukuk alanlarını birlikte ilgilendiren teknik süreçlerdir.
Sözleşmenin iptali, tapu kaydının düzeltilmesi, senetlerin geçersizliğinin tespiti ve ödenen bedellerin tahsili gibi işlemlerin doğru yönetilmesi büyük önem taşır.
Özellikle cayma hakkının süresinde kullanılması, noter ihtarnamesinin doğru hazırlanması ve dava stratejisinin eksiksiz kurulması; mağduriyetin kısa sürede giderilmesi açısından belirleyici rol oynar.
Bu nedenle devremülk mağduriyetlerinde sürecin deneyimli bir avukat aracılığıyla yürütülmesi, hem dava süresinin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de hak kaybı riskini azaltır.
Sözleşmeyi barışçıl veya idari yollarla iptal edemeyen tüketiciler için nihai çözüm merci yargı makamlarıdır. Ancak bu davalar teknik özellikler barındırdığından, dava sürecinin alanında deneyimli bir avukat tarafından takip edilmesi hak kaybı riskini ortadan kaldırır.
Devremülk uyuşmazlıklarında dava açma süreci bir dava dilekçesinin hazırlanmasıyla başlar. Dilekçede sözleşme ilişkisi ve şirketlerin taahhütlerine aykırı davrandığı hususlar net bir şekilde açıklanmalıdır. Tüketici Mahkemelerinde dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması yasal bir zorunluluktur. Arabuluculuk aşamasında şirketle anlaşma sağlanamazsa, düzenlenen “anlaşamama tutanağı” dilekçeye eklenerek mahkeme süreci başlatılır.
Devremülk uyuşmazlıklarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme konusunda ise tüketicilere yasal bir kolaylık tanınmıştır. Dava, genel yetki kuralı uyarınca davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, tüketicinin kendi yerleşim yerindeki (ikametgahındaki) Tüketici Mahkemesinde de açılabilir. Bunun yanında sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Örneğin; tüketici Ankara’da yaşamakta, sözleşmedeki devremülk Yalova ilinde, davalının şirket adresi de İstanbul’da ise Tüketici davasını bu üç yerden birinde açabilir.
Mahkeme süresince iddianın ispatlanabilmesi için delillerin eksiksiz sunulması gerekir. Başlıca deliller; taraflar arasında imzalanan matbu sözleşme, ödeme makbuzları ve banka dekontlarıdır. Mahkeme, dosya olgunlaştığında projeyi hukuken değerlendirmek üzere dosyayı bilirkişi heyetine tevdi eder. Bilirkişi incelemesinde; tesisin imar durumu, yapı ruhsatı ve fiili teslim durumu tek tek raporlanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2021/8911 E. 2022/2169 K., 2021/8913 E. 2022/2170 K., 2021/8914 E. 2022/2171 K.nolu ilamlarında;
’’teslimin var olduğunun kabul edilmesi için kat irtifakına konu taşınmazın tüketici adına tapu siciline tescil edilmesinin yeterli olmadığı bununla birlikte taşınmazın zilyetliğinin devri de gerektiği ancak bu durumda teslimin veya devirin gerçekleşmiş kabul edilebileceği, davacıların dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste, başka bir dönemdeki konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı’’ gerekçe gösterilerek cayma süresinin başlangıcına ilişkin etraflıca değerlendirme yapılmıştır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/26835 E. , 2019/4100 K.nolu ilamında;
”Konaklama belgesinde, 123 nolu odada 13.03.2014-16.03.2014 tarihleri arasında davacıların tatil hakkını kullandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu konaklama belgesi davacılar tarafça da kabul edilmekte olup ihtilaf konusu değildir. Somut olayda uyuşmazlık; davacıların süresinde cayma hakkını kullanıp kullanmadığına ilişkindir. O halde mahkemece, devre tatil sözleşmesinde davacıların tatil dönemi ve tahsis edilen odanın niteliği araştırılarak davacıların sözleşmeye uygun kullanımının bulunup bulunmadığı ve davacıların konaklama belgesinde geçen kullanım dönemi ile kullandığı oda değerlendirilip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” ifadeleri ile dava konusu devre tatil tesisinde konaklama olsa dahi bu konaklamanın tüketiciye satılan odada olup olmadığı ve kullanım dönemi olarak tüketiciye kullandırılacağı taahhüt edilen dönemde olup olmadığına göre karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Daha fazla Yargıtay kararı için Tıklayınız.
Yargıtay, devremülk mağduriyetleri konusunda yerleşik ve tüketici lehine çok güçlü emsal kararlara imza atmıştır. Emsal kararlara göre; “Tüketici tesisi fiilen görmeden ve tecrübe etmeden imzaladığı sözleşmelerden, cayma süresi geçmiş olsa dahi istifade etmediği müddetçe cayabilir.” Bu emsal kararlar, yerel mahkemelerin davayı tüketici lehine sonuçlandırmasındaki en büyük hukuki dayanaktır ve deneyimli bir avukat bu içtihatları dosyaya sunarak süreci güçlendirir.
Devremülk uyuşmazlıklarında tüketicilerin karşılaştığı en kronik sorunlardan biri de her yıl fahiş oranlarda artırılan aidat ve yönetim gideri talepleridir. Satıcı veya yönetim şirketleri, tesisten hiç faydalanmayan ya da sözleşmesinin iptal edilmesini bekleyen tüketicilere dahi her yıl düzenli olarak aidat borcu çıkartmaktadır ve çıkardığı bu aidat miktarları fahiş miktarlardır. Sözleşmeye ayrıkı aidat artışlarından tüketici sorumlu değildir.
Hukuken aidat yükümlülüğünün doğabilmesi için öncelikle ortada yasal olarak geçerli bir devremülk ilişkisinin bulunması gerekir. Eğer sözleşme yasal şekil şartlarına aykırı olarak yapılmışsa (örneğin tapu devri yapılmamışsa) ya da tesis henüz tamamlanıp fiilen hizmete açılmamışsa, şirketin aidat talep etme hakkı bulunmamaktadır. Konuyla ilgili uyuşmazlıkta profesyonel bir danışmanlık almak, haksız taleplerin önüne geçilmesini sağlar.
Şirketler, tüketicinin o yıl kendisine ayrılan dönemi kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın aidat tahsil etmeye çalışmaktadır. Eğer tüketici, kendi kusuru olmaksızın, şirketin rezervasyon sistemindeki aksaklıklar nedeniyle hakkını kullanamamışsa, kullanmadığı döneme ait aidatı ödemekle yükümlü tutulamaz. Fakat sözleşmede her yıl aidat ödeneceği (kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın) yazıyorsa bu aidatı ödemek zorundadır.
Evet, devremülk yönetimleri veya arkalarındaki satıcı şirketler, biriken aidat alacaklarını tahsil etmek amacıyla tüketiciler aleyhine İcra Müdürlükleri vasıtasıyla icra takibi başlatabilmektedir. Tüketicinin adresine “7 gün içinde ödeme yapılması” ihtarını içeren bir icra ödeme emri gönderilir. Bu durum tüketiciler üzerinde ciddi bir panik ve baskı unsuru oluştursa da yasal süre içinde uzman bir devremülk avukatına başvurup doğru adımlar atıldığında icra tehdidi bertaraf edilebilir.
Adresine haksız bir aidat borcu nedeniyle icra takibi ulaşan tüketicinin, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ilgili İcra Müdürlüğüne hitaben “Borca ve Takibe İtiraz” dilekçesi vermesi gerekir. Süresi içinde yapılan itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur. Takibin durması üzerine şirket, icra sürecine devam edebilmek için Tüketici Mahkemesinde “İtirazın İptali” davası açmak zorundadır.
Devremülk uyuşmazlıkları, karmaşık mevzuat yapıları ve şirketlerin organize savunma mekanizmaları nedeniyle bireysel olarak yürütülmesi oldukça güç süreçlerdir. Hak kaybına uğramamak ve en önemlisi borçlandırıcı senetlerin icra takibine konu edilmesini engellemek için profesyonel bir Yalova devremülk avukatı desteği almak en sağlıklı yoldur. Yalova bölgesinde faaliyet gösteren hukuk büromuz, devremülk uyuşmazlıklarında tüketicilerin haklarını korumak adına hizmet vermektedir.
Profesyonel bir avukat, uyuşmazlığı ilk andan itibaren stratejik bir plan dahilinde ele alır. Şirketin hukuki statüsünü ve imzalanan evrakların niteliğini inceleyerek en hızlı sonuç verecek hukuki yolu belirler. Gerekli ihtarname süreçlerinin başlatılması, zorunlu arabuluculuk başvurularının yapılması ve dava dilekçelerinin kurgulanması tamamen avukat tarafından yönetilir.
Devremülk şirketlerinin imzalattığı matbu sözleşmeler, genellikle tüketiciyi haksız şartlar altında bırakan maddeler içerir. Bu metinlerin incelenmesi, sözleşmenin yasal şekil şartlarına uygun olup olmadığının tespiti açısından kritiktir. Ayrıca, imzalatılan senetlerin durumu ancak uzman bir avukat gözüyle analiz edilebilir.
Yalova ve çevresinde yaşanan devremülk mağduriyetlerine karşı geliştirdiğimiz hukuki çözümlerle, vatandaşlarımızın haksız borç yüklerinden kurtulmalarına yardımcı oluyoruz. Hukuk büromuz bünyesinde yürütülen danışmanlık sürecinde; elinizdeki belgeler hukuki süzgeçten geçirilir ve sizin için en avantajlı yol haritası çıkartılır.
Unutmayın: Devremülk şirketlerinin baskıcı ve oyalayıcı beyanları yasal haklarınızı ortadan kaldırmaz. Süreç ne kadar karmaşık görünürse görünsün, kanunların tüketiciye tanıdığı haklar her zaman bir çıkış yolu sunar.
Eğer siz de usulsüz bir devremülk sözleşmesine imza attıysanız, adınıza senetler düzenlendiyse ya da haksız aidat takipleriyle karşı karşıyaysanız haklarınızı korumak için zaman kaybetmeyin. Yaşadığınız uyuşmazlığın çözümü ve dava süreci hakkında detaylı bilgi almak ve alanında uzman bir Yalova devremülk avukatı kadrosundan profesyonel hukuki destek talep etmek için Sefa Satan Hukuk ve Danışmanlık ile hemen iletişime geçebilirsiniz.
Tüketici hukuku yargılama maliyetlerini asgariye indiren hükümler içerir. 6502 sayılı Kanun uyarınca, tüketiciler tarafından açılacak devremülk iptal davaları harçtan muaftır. Dava sürecinde sadece tebligat giderleri ve mahkemenin tayin edeceği bilirkişi ücretini kapsayan makul bir gider avansı yatırılır. Davanın kazanılması halinde, yatırılan bu masraflar davalı şirketten tahsil edilerek tüketiciye iade edilir.
Eğer yasal 14 günlük cayma süresi içerisindesiniz, davanın açılmasına gerek kalmadan sadece noter kanalıyla usulüne uygun bir ihtarname göndererek sözleşmeyi feshetmek mümkündür. Ayrıca uyuşmazlık konusu bedel, Tüketici Hakem Heyeti parasal sınırlarının altında kalıyorsa, mahkemeye gitmeden önce Hakem Heyetlerine başvurulabilir. Fakat ihtarname gönderilmesine rağmen devremülk satıcısı şirketler para iadesi yapmadıkları için ve senetleri iade etmedikleri için her türlü dava açmak gerekmektedir.

Noter ihtarname ücretleri, ihtarname metninin sayfa sayısına ve kelime yoğunluğuna göre Türkiye Noterler Birliği tarifesi uyarınca dönemsel olarak değişmektedir. Net ücret noter veznesinde hesaplanmakla birlikte, hak kaybına uğramamak adına çekilecek resmi bir ihtarnamenin maliyeti oldukça cüzidir.
Bir sözleşmenin altında imzanızın olması, o belgenin hukuken kesin olarak geçerli olduğu anlamına gelmez. Eğer sözleşme size baskı altında imzalatıldıysa ya da en önemlisi gayrimenkul satışı içermesine rağmen tapuda resmi memur önünde yapılmayıp adi bir kağıt üzerine kurulduysa, imzaladığınız sözleşme hukuken geçersizdir.
Mahkemeden sözleşmenin iptali ve bedel iadesi yönünde karar alınmasına rağmen şirket bu parayı rızasıyla ödemezse, eldeki mahkeme kararı ile birlikte İcra Müdürlüğü nezdinde ilamlı icra takibi başlatılır. Bu süreçte Yalova devremülk avukatı aracılığıyla şirketin banka hesaplarına ve mallarına haciz konulabilir.
Usulsüz veya ayıplı bir devremülk satışı ile karşı karşıya kalan mağdurlar; hiçbir cezai şart ödemeden yasal sürede sözleşmeden cayma, ödedikleri bedellerin yasal faiziyle iadesini isteme, adlarına düzenlenen senetlerin iptalini talep etme ve usulsüz tapuların iptalini isteme haklarına sahiptir.