Yalova miras avukatı desteği ile ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu), mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) ve vasiyetname uyuşmazlıklarından doğan tapu iptal, tescil ve tenkis davalarında profesyonel hukuki yardım alın. Miras paylaşımı, intikal işlemleri ve yasal hak talepleri hakkında detaylı bilgi edinin.
Miras paylaşımı, yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda aile içi dengelerin ve geleceğinizin şekillendiği hassas bir dönemdir. Vefat eden bir yakınınızın ardından mal varlığının yasal mevzuata uygun şekilde paylaştırılması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır. Bu süreçte yasal haklarınızı korumak, karmaşık usul işlemlerini hatasız yürütmek ve uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmak adına profesyonel bir Yalova miras avukatı ile çalışmak, hak kayıplarını önlemenin en güvenli yoludur.
Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümü veya gaipliği halinde, geride bıraktığı mal varlığının (terekenin) hangi mirasçılara, hangi oranlarda ve ne şekilde intikal edeceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Miras uyuşmazlıkları genellikle mirasçıların kendi aralarında anlaşamaması, adaletsiz mal paylaşımları veya yasal hakların ihlal edilmesi durumlarında ortaya çıkar.
Bu alanda açılan davalar; ortaklığın giderilmesinden, mal kaçırma işlemlerinin iptaline kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsar. Miras davalarının usul hukuku kuralları son derece katıdır; hak düşürücü sürelerin veya zamanaşımlarının kaçırılması ciddi hak kayıplarına yol açacaktır.
Hukuki bir terim olan tereke, ölen kişinin (muris) vefatı anında geride bıraktığı, para ile ölçülebilen tüm hak, borç ve mal varlığı değerlerinin bütününü ifade eder. Halk arasında miras sadece ev, arsa veya bankadaki para olarak düşünülse de hukuken durum daha kapsamlıdır.

Mirasçılar, terekeden pay alırken sadece varlıkları değil, bu borçları da üstlenmiş olurlar. Borcun varlıktan çok daha fazla olduğu durumlarda mirasçılar için farklı hukuki yollar devreye girmektedir.
Mirasın intikali sürecinde, mirasçıların kişisel çıkarları ve geçmiş aile içi ilişkileri nedeniyle sık sık uyuşmazlıklar yaşanır. Türkiye’de ve özellikle Yalova genelinde en sık karşılaşılan problemler şunlardır:

Türk hukuk sisteminde yapılan yeni düzenlemeler doğrultusunda, miras uyuşmazlıklarının büyük bir kısmında ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) ve miras paylaşımları dahil olmak üzere doğrudan dava açılmadan önce arabuluculuk sürecine başvurulması zorunlu hale getirilmiştir.
Mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkları mahkeme koridorlarına taşımadan, daha kısa sürede ve daha az masrafla çözmeyi amaçlayan arabuluculuk aşaması, dava şartıdır. Yani arabulucuya başvurulmadan doğrudan açılan davalar, usulden reddedilir. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar uzlaşamazsa, düzenlenen “anlaşamama tutanağı” ile birlikte mahkemeye başvurularak dava süreci başlatılır. Bu hassas müzakere sürecinde haklarınızı tam olarak savunabilmek adına bir miras avukatının rehberliğinde masaya oturmak kritik önem taşır.
Bir kişinin vefatından sonra mal varlığının kimlere kalacağı konusu, Türk Medeni Kanunu tarafından net bir şekilde düzenlenmiştir. Hukukumuzda mirasçılar temel olarak ikiye ayrılır: Yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar.
Türk hukuk sisteminde kan hısımlarının mirasçılığı Zümre (Derece) Sistemi adı verilen bir hiyerarşiye dayanır. Bu sisteme göre, bir önceki zümrede mirasçı bulunması, bir sonraki zümrenin mirasçılık hakkını tamamen ortadan kaldırır.
Önemli Not: Sağ kalan eş, herhangi bir zümreye ait değildir. Eş, miras bırakanın hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna bağlı olarak her aşamada değişen oranlarda miras payı alır.
Sağ kalan eşin, miras bırakanın yasal hısımları ile birlikte mirasçı olması durumunda pay oranları, eşlik ettiği zümreye göre şu şekilde hesaplanır:
Eşin Birlikte Mirasçı Olduğu Zümre | Sağ Kalan Eşin Miras Payı | Diğer Mirasçıların Toplam Payı |
1. Zümre ile Birlikte (Çocuklar/Torunlar) | 1 / 4 | 3 / 4 (Çocuklar arasında eşit bölünür) |
2. Zümre ile Birlikte (Anne-Baba/Kardeşler) | 1 / 2 | 1 / 2 (Anne ve baba arasında eşit bölünür) |
3. Zümre ile Birlikte (Büyükana-Büyükbaba) | 3 / 4 | 1 / 4 (Büyük ebeveynler arasında bölünür) |
Hiçbir Zümre Yoksa | Tamamı (4 / 4) | Devlet mirasçı olmaz, tüm mal varlığı eşe kalır |
Miras bırakan kişi, sağlığında mülkleri üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olsa da kanun koyucu aile birliğini korumak adına belirli yakınlıktaki akrabaların miras paylarını güvence altına almıştır. Kanunen dokunulamayan bu asgari paya saklı pay denir.
Miras bırakan, vasiyetname ile dahi olsa bu saklı payları ihlal edemez. İhlal ettiği takdirde, saklı payı zedelenen mirasçılar tenkis davası açarak haklarını geri alabilirler. Kanunumuzda yer alan güncel saklı pay oranları şu şekildedir:

Miras hukuku süreçleri; duygusal yoğunluğun yüksek olduğu, aynı zamanda katı usul kuralları ve geri dönüşü zor mali riskler barındıran hassas dönemlerdir. Yalova ve çevre ilçelerinde yasal haklarınızın korunması, aile içi mülkiyet uyuşmazlıklarının çözülmesi ve bürokratik işlemlerin hatasız yürütülmesi adına sunulan temel profesyonel hizmetler şunlardır:
Bir kişinin, henüz hayattayken kendi vefatından sonra hüküm ve sonuç doğurmak üzere mal varlığı üzerinde yaptığı yasal düzenlemelere ölüme bağlı tasarruf denir. Kişi, sağlığında mülkiyet hakkını korur ancak kendisinden sonra mülklerin kime kalacağını yasal sınırlar dahilinde belirler. Hukukumuzda ölüme bağlı tasarruflar şekli anlamda ikiye ayrılır:
Ölüme bağlı tasarruflar, yasal mirasçıların saklı paylarını ihlal edemez. Usulüne uygun yapılmayan, irade fesadı barındıran veya saklı payı zedeleyen durumlarda vasiyetnamenin iptali davası veya ölüme bağlı tasarrufların tenkisi yollarına başvurulabilir.
Yalova’da bir miras davası açmak, rastgele bir dilekçe yazıp adliyeye teslim etmekten çok daha karmaşık bir usul zincirini kapsar. Hukuki sürecin sağlıklı bir şekilde başlayabilmesi için şu aşamalar eksiksiz takip edilmelidir:

Türk hukuk sisteminde, ceza davalarındaki bazı istisnalar hariç olmak üzere, kişilerin mahkemelerde kendilerini bizzat temsil etmeleri mümkündür; yani miras davalarında da avukat tutma zorunluluğu kanunen yoktur. Ancak bu durum, davanın uzman desteği olmadan kolayca yürütülebileceği anlamına gelmez.
Miras hukuku; hak düşürücü süreler, zamanaşımları, tanık beyanlarının yasal geçerliliği, bilirkişi raporlarına itiraz usulleri ve tapu kayıtlarının analizi gibi tamamen teknik detaylardan oluşur. Örneğin; hatalı yazılmış bir dilekçe yüzünden haklı olduğunuz bir mirastan mal kaçırma davasını usulden kaybedebilir, karşı tarafın avukatlık ücretini ve dava masraflarını ödemek zorunda kalabilirsiniz. İster kardeşler arasında miras paylaşımı anlaşmazlığı olsun, ister karmaşık bir izale-i şuyu süreci; davanın avukat rehberliğinde yürütülmesi, haklarınızı tam olarak alabilmeniz ve sürecin yıllarca uzamasını engellemek adına hayati bir öneme sahiptir.
Miras uyuşmazlıklarında davanın yanlış mahkemede açılması, yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilerek sürecin en başından itibaren aylarca aksamasına neden olur. Kanun koyucu, miras davaları için görevli ve yetkili mahkemeleri kesin kurallarla belirlemiştir:
Miras davalarında avukatlık ücretleri, davanın niteliğine, terekede yer alan mal varlığının büyüklüğüne ve davanın ne kadar süreceğine bağlı olarak her somut olay için özel olarak belirlenir. Ücretlendirme sürecinde dikkate alınan iki temel yasal kriter vardır:
Ortaklığın giderilmesi veya tenkis gibi mal varlığının değerine dayalı davalarda, maktu (sabit) bir başlangıç ücretinin yanı sıra dava sonunda müvekkile kalacak pay üzerinden yüzdelik (%10 ile %25 arasında değişen) nispi başarı primi de kararlaştırılabilir. Güncel döneme ait kesin ücret bilgisi, dava dosyası ve tapu kayıtları incelendikten sonra avukat ile müvekkil arasında yapılacak ilk danışma görüşmesinde netleşmektedir.
Miras hukuku süreçleri, sadece yasal maddelerden ibaret değildir; içinde yoğun ailevi hassasiyetler, telafisi güç mali riskler ve katı usul kuralları barındırır. Zamanaşımlarının kaçırılması, hatalı yetkili mahkemede dava açılması veya yanlış hazırlanan bir miras taksim sözleşmesi, sizi yıllarca sürecek mahkeme koridorlarına mahkum edebileceği gibi hak ettiğiniz mülkleri tamamen kaybetmenize de yol açabilir.
Yalova ve çevre ilçelerinde miras paylaşımı uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, mirastan mal kaçırma davaları ve intikal süreçlerinizin hukuki güven içinde, şeffaf ve en hızlı şekilde çözüme kavuşması için profesyonel yol arkadaşınız hazırdır. Hak kaybına uğramamak ve yasal haklarınızı güvence altına almak için bizimle hemen iletişime geçebilir, hukuki durumunuzu değerlendirmek üzere randevunuzu oluşturabilirsiniz.
İletişim & Randevu Hattı: 0553 702 7761
Adres: Rüstem Paşa, Cumhuriyet Cd. Rasim Efendi İş Hanı No: 10 /45, 77100 Yalova Merkez/Yalova
E-posta: avsefasatan@gmail.com
Mirasçılardan biri veya birkaçı evin satışına veya paylaşımına onay vermiyorsa, uzlaşma sağlanamadığı takdirde Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nde ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açılması gerekir. Mahkeme, mülkün aynen bölünmesi mümkün değilse, icra satışı yoluyla mülkü açık artırmada satar ve elde edilen geliri miras payları oranında hissedarlara dağıtır.
Kardeşler arasındaki uyuşmazlıklarda ilk olarak dava şartı olan zorunlu arabuluculuk mekanizması işletilir. Arabulucu eşliğinde yapılan müzakerelerde ortak bir noktada buluşulursa resmi bir miras taksim sözleşmesi imzalanır. Eğer arabuluculuk aşamasında uzlaşma sağlanamazsa, taraflardan her biri mahkemeye başvurarak ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
Hukuktaki adıyla muris muvazaasına (mirastan mal kaçırmaya) dayalı tapu iptal ve tescil davaları herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Miras bırakan hayattayken bu dava açılamaz; ancak vefatından sonra 10 yıl, 20 yıl geçmiş olsa dahi saklı payı olsun ya da olmasın her mirasçı bu davayı her zaman açma hakkına sahiptir.
Evet, iptal edilebilir. Eğer miras bırakan, sağlığında diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve gerçekte bağışlamak istediği mülkü tapuda “satış” veya “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” gibi gösterek bir oğluna/çocuğuna devretmişse, bu işlem muvazaalı (danışıklı) sayılır. Diğer mirasçılar vefattan sonra muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açarak bu tapuyu iptal ettirebilirler.
Miras paylaşımı öncelikle tüm yasal mirasçıların bir araya gelerek oy birliğiyle anlaşması ve noterde veya kendi aralarında yazılı bir miras taksim sözleşmesi yapmasıyla gerçekleşir. Eğer tüm mirasçılar üzerinde anlaşılan bir paylaşım planına imza atmazsa, paylaşım ancak mahkeme kanalıyla (hakim kararıyla) zorunlu olarak gerçekleştirilir.
Veraset ilamı, mirasçılardan birinin sulh hukuk mahkemesine başvurusunun sonunda mahkemenin verdiği kararıdır. Noterden alınan belgeye de mirasçılır belgesi denir. Ancak mirasçılar arasında soybağı uyuşmazlığı varsa, yabancılık unsuru bulunuyorsa veya nüfus kayıtlarında kapalılık söz konusuysa, veraset ilamı yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesi’nden açılacak bir dava ile alınabilir.
Vasiyetnameler, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen çok sıkı şekil şartlarına tabidir. El yazısı vasiyetnamelerde tarih, imza veya el yazısı kriterlerindeki en ufak eksiklik vasiyetnameyi geçersiz kılar. Bir avukat rehberliğinde özellikle noter huzurunda resmi vasiyetname düzenlenmesi, ileride diğer mirasçıların açabileceği “vasiyetnamenin iptali” riskini minimuma indirir.
Noterden alınan mirasçılık belgesinde gerçekte mirasçı olmayan birinin yer alması, yasal bir mirasçının isminin hiç yazılmaması veya miras pay oranlarının hatalı hesaplanması durumlarında açılır. Bu dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır ve doğru nüfus kayıtları mahkemeye sunularak hatalı belgenin iptali ile yeni belgenin verilmesi sağlanır.
Öncelikle veraset ilamı alınır ve ardından vergi dairesine gidilerek veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilir. Vergi ilişiği kesildikten sonra, ilgili taşınmazın bağlı bulunduğu Yalova Tapu Müdürlüğü’ne (veya ilçe tapu müdürlüklerine) başvuru yapılır. İntikal işlemi elbirliği mülkiyeti olarak veya tüm mirasçıların onayıyla paylı mülkiyet olarak tapu siciline tescil edilir.
Miras bırakanın, çocuklarının veya eşinin kanunen dokunulamaz olan asgari miras payını (saklı payını) aşacak şekilde üçüncü kişilere bağış yapması veya vasiyetname ile mülk bırakması durumunda açılan davadır. Saklı payı zedelenen mirasçılar, miras bırakanın ölümünü ve bu tasarrufları öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda vasiyetnamelerin açıldığı tarihten itibaren 10 yıl içinde tenkis davası açmalıdır.
Ölen kişinin borçları, terekede bıraktığı aktif mal varlığından daha fazlaysa (borca batık tereke), mirasçılar borçlardan şahsen sorumlu olmamak için reddi miras yapabilirler. Mirasın kayıtsız şartsız reddi (reddi miras), mirasçının ölümü öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yazılı veya sözlü beyanla başvurularak yapılmalıdır.
Miras bırakanın vefatı anında üzerinde bulunan tüm aktif varlıkların (gayrimenkul, araç, banka hesapları, hisse senetleri) ve pasiflerin (borçlar, krediler) mahkeme eliyle resmi olarak listelenmesini sağlayan bir tespittir. Mirasçıların terekede ne olduğunu tam olarak bilmediği, mülklerin gizlendiğinden şüphelendiği veya reddi miras yapıp yapmamaya karar veremediği durumlarda koruyucu bir önlem olarak açılır.